Trabzon Maçı Hakkında
Zorlu Trabzon deplasmanından 3 puan ile ayrıldık. Tüm spor kamuoyu tarihe geçecek bir maç olduğu konusunda hemfikir oldu. Trabzonspor’un ligin 2. Yarısında namağlup oluşu ve yeni stadında hiç mağlup olmamış olması maçın ev sahibi takımın psikolojik olarak pozitif yönleriydi.
Lider Beşiktaş için bu zor deplasmanın apayrı bir önemi vardı. Zira olası bir mağlubiyet durumunda ezeli rakibi GS’nin Başakşehir karşındaki galiyebiyeti puan farkını 6″ya düşürerek şampiyonluk umutlarını bahar ile birlikte yeşertecek ve Beşiktaş’ın şampiyonluk yolunda 3. Rakibi olacaktı.
Lider maça bulunduğu konuma yakışır şekilde hızlı başlayarak Cenk’in şık golü ile öne geçti. Golden sonra oyun üstünlüğünü ele alarak daha fazla skor üretebilecekken uzun süredir devam eden hastalığını devam ettirerek Olcay’ın önüne atılan uzun bir top sonrası klasik Olcay takipçiliği ve BJK defansının zincirleme hataları ile Okay’ın jeneriklik golü ile skora denge geldi. Golde Atiba, Tosic ve Oğuzhan’ın topa yeteri kadar sert ve kararlı müdahale edememelerinin ve Talisca’nın Okay’yaklaşıpnrahatsız etmek yerine pozisyona seyirci kalması ile devam eden hatalar zincirinin sebep olduğunu gözardı edemeyiz. Bu tip yetersiz müdahaleler ile gol yemek BJK gibi bir takıma yakışmayıp acil önlem alınması gereken bir sorundur. Zira aynı şekilde sezonun ilk yarısındaki GS maçındako Bruma’nın tüm BJK defansı arasından slalom yaparak 2. golü atması ya da Karabük maçındaki ilk goldr Oğuzhan’ın arada kalan topa ürke bir şekilde ayak uzatması sonucu rakibin kararli presi ile ilk golü yememiz bu hataların geçmiş örneğidir.
Trabzonspor golü sonrasında ortada giden bir oyun ve Fabri’nin Rodellaga’nın çıkarttığı net gol pozisyonu ile ilk yarı 1-1 lik skor ile tamamlandı.
2.yarıya üstün başlayan yine bizdik ve Abubakar’ın güzel golü ile tekrar öne geçtik. Hemen ardından Cenk’in çaprazdan auta giden vuruşu ile 2 farklı üstünlük şansını yitirdik.
Hemen akabinde Castillo skora dengeyi getirdi. Yine bu golde Gökhan’ın rakibine açık alanda yakalanması ve destek alamadan rakibin ceza alanı önüne kadar gelerek şık bir vuruşla dengeyi sağlamasına pozisyon hataları içinde şahit olduk. Bu golün şoku geçmeden köşe vuruşundaki hatalı adam paylaşımi ve Tosic’in adamını kaçırması ile mağlup duruma düştük. Bu gol öncesinde Ali Palabıyık’ın Uğur’un elle oynamasına devam demesi de hakemlik müessesi açısından tartışılması gereken bir konudur. Bir önceki yıl Bülent Yıldırım, Mustafa Yumlu’nun plonjona devam demis olup 1 yıl sonra bariz penaltı mimli Ali Palabyık tarafından görülmemiştir.
Ev sahibi takım tam saha avantajının psikolojik üstünlüğünü ele geçirmişken Talisca’nın kendi getirdiği bir top ile serbest vuruş kazandık. Burada Talisca pozisyonunu kaybederken faulü almak için biraz ekstra çaba harcadı. Talisca’nın şık golü ile skora denge geldi.
Gol’ün santrasında Rodallega’nın zeki ve şık vuruşu üst direkte patlarken hepimiz 1 yıl geriye gidip Akhisar maçı da Soner Aydoğdu’nun direkten dönen topunu hatırlayıp şampiyonluğun işareti mi diyerek derin bir ohhhh çekiyoruz.
Golden sonra her iki takım beraberliğe razı görüntü sergiledi. Iki teknik adamda defansif değişikliklere gitti. Yanal, Yusuf’un yerine Aytaç’ı oyuna alırken, Güneş ise Necip’i sahaya sürdü.
Son dakikada gelen gol ile Kartal zorlu deplasmandan 3 puan alarak şampiyonluk umutlarını ve inancını perçinliyor ve rakiplerine gözdağı vererek umutlarını kırarak gözünü Uefa avrupa maçına çeviriyordu.
Bu maç kamuoyunda büyük bir zafer
olarak da görülse işin aslı şapkanın öne koyulup hatalar üzerinde derinlemesine çalışılması gereken bir maçtır. Hepiniz 2003 Aralık ayında kazandığımız Çaykur Rize maçını hatırlayınız. 5-3 kazanırken Sergen Yalçın şov yapmış, oyuna gelecek vaad eden genç Serdar Özkan alınmış ve galibiyet sarhoşluğu ile yapıln defans hataları konuşulmamış. Ligin 2. yarısında travmatik skorlar ve tartışılması gereken etkenler ile şampiyonluk gitmiş ve en önemlisi bir sıçrama şansı elden kaçarak bu travma uzun yıllar atlatılamamıştır.
Trabzonda futbol şansı yanımızdaydı. Şimdi yapılmasi gereken bu hatalardan ders çıkarıp hem uefa avrupa ligi hem de ligde emin adımlar ile hedefe yürümektir.
Bu sezon Beşiktaş’ın sıçrama yılı olabilir. Zira sokakta yürüyen her Beşiktaşlı’nın kalbinde ve gözlerinde bu umut var. O sene bu sene diyerek hem lig hem de uefa şampiyonluğu ile taçlandırmak bu yılı Karakartal’ın altın yılı yapqcaktır. Teknik heyet, oyuncu kadrosu, yönetim ve tüm camia yeterki inançla bu yolda yürüsü yeter.
Murat Balkış
10.04.2017