Futbol İstatistikleri Işığında Futbolcu Değerlendirmeleri – 2022 Dünya Kupası Özel-2 / Aralık 2022

Futbol İstatistikleri Işığında Futbolcu Değerlendirmeleri – 2022 Dünya Kupası Özel-2 / Aralık 2022

Merhaba Beşiktaş Gelişim Grubu’nun saygıdeğer üyeleri ve değerli futbolseverler,

28 günlük eşsiz Dünya Kupası serüveninin ardından yeni bir yazıyla daha huzurlarınızdayım. Kimine göre sönük, kimine göre heyecanlı, kimine göre başarılı, kimine göre ise kültürüne aykırı olarak geçen 2022 Dünya Kupası geçtiğimiz pazar akşamı itibariyle son buldu ve dünya futbolu Lionel Messi’ye olan borcunu ödemiş oldu. Final maçı uzun zamandır izlediğimiz en iyi futbol müsabakasıydı ve belki de Dünya Kupalarının en heyecanlı, en çekişmeli, en zevkli final karşılaşmasıydı. Nihayetinde üst üste ikinci kez Dünya Kupası kazanma sevincini yaşayamayan fakat ülkesi Fransa için sahada her şeyini veren Kylian Mbappe’ye her ne kadar üzüldüysek de son tangosunu yapan Lionel Messi’nin koleksiyonundaki son eksiği tamamlamasına da bir o kadar sevindik. Şahsen bir Cristiano Ronaldo fanı olmama rağmen, ben dahi gerçek ve eski dönem futbol yıldızı olması hasebiyle Messi’nin kazanmasına oldukça sevindim.

En iyi 11’i oluştururken beni en çok düşündüren mevkiler kaleci ve stoper mevkileriydi. Fakat bu üç isim için Arjantin, Hırvatistan ve Fas’tan tercihler yapmam kaçınılmazdı. Fakat turnuvanın başında yazdığım gibi Arjantin ilk kez bir Dünya Kupasına güçlü bir kaleci triosuyla ve sağlam bir stoper hattıyla katılmıştı. Bu nedenle Altın Eldiven Emiliano Martinez, Cristian Romero ve zaman zaman Nicolas Otamendi, zaman zaman ise Lisandro Martinez üçlüsünü bir bütün gibi değerlendirmenin daha doğru olacağını düşündüm. Bu yüzden bireysel performanslarıyla ön plana çıkan Bono, Saiss ve genç Gvardiol’u tercih ettim. Bono turnuvanın en az gol yiyen kalecisiydi ki Saiss sakatlanmamış olsa ve teknik direktörleri Fransa maçına alışık olmadıkları bir dizilişle çıkmamış olsa belki turnuvada daha da ilerlerler ve daha da az gol yiyebilirlerdi. Bir Beşiktaşlı olarak gurur duyuyorum ki Saiss sakatlanana dek takımının ve turnuvanın en iyi stoperiydi. Sakat sakat oynama isteği ve tercihi eleştirilse de ben Saiss’e büyük saygı duyuyor ve kararını sonuna dek destekliyorum. Genç stoper Josko Gvardiol ise bir stoper olmasına rağmen turnuvanın en çok parlayan genç yeteneklerinden biriydi. Arjantin maçı haricinde, üstün bir performans sergileyen Hırvatistan’ın istisnasız her maçında öne çıkarak piyasa değerini oldukça artırdı ve bu sezon ortasında ya da sonunda dev kulüplere olası bir transferi oldukça konuşulmaya başlandı. Kaleci ve stoperlerin aksine bekleri yazarken ise neredeyse hiç düşünmedim; çünkü dünyanın en iyi sol beki olan Fransız Theo Hernandez ile dünyanın en iyi sağ beki olan Faslı Achraf Hakimi bana göre turnuvanın da en iyi bek performanslarına imza attılar ve takımları için hem savunmada hem hücumda kilit birer rol oynadılar. Ha keza orta sahada da hiç düşünmeden 6 numara mevkine gol yemeyen Fas savunmasının öndeki sigortası Sofyan Amrabat’ı, 8 numara mevkine ise Hırvat maestro Luka Modric’i yazdım. Aldıkları süre, gösterdikleri başarılı performans, takımlarının vazgeçilmez isimleri olup yarı final ve final görmüş olmaları gibi hem bireysel hem takımca performansları düşünüldüğünde bek ve orta saha mevkilerinde birçok futbolseverin bana hak vereceğini düşünüyorum.

İleri dörtlüye geldiğimizde ise iki isim var ki zaten sadece finalde gösterdikleri performansla bile bu 11’e girmeyi kesinlikle hak ederler; o isimler elbette Lionel Messi ve Kylian Mbappe. Biri birçoklarına göre “GOAT” (Great of All Time) tartışmalarına son noktayı koydu ve gerçekten bu zamana dek kazanmış olduğu kupalar düşünüldüğünde koleksiyonundaki son eksik parçayı da harika bir son ile tamamlamış oldu. Diğeri ise geleceğin en önemli “GOAT” adayı olduğunu gösterdi ve daha fazla Dünya Kupası kazanacağının sinyallerini verdi. Messi ve Mbappe’nin aksine, forvet hattındaki diğer iki isim için ise oldukça fazla fikir değiştirdim. Önce dörder golü olan Olivier Giroud ile Julian Alvarez’den birini ileri uca yazarım ve hangisini yazacağıma da final maçına göre karar veririm diye düşünüyordum fakat her iki ismin de final maçındaki performansları beni pek fazla etkilemedi. Ardından turnuvada çeyrek finali görüp üçer gol üreten Bukayo Saka, Richarlison, Marcus Rashford ve Cody Gakpo’dan ikisini en iyi 11’e alıp alamayacağımı düşündüm ve tercihimi Saka ile Gakpo’dan yana kullandım. Çünkü bu genç isimler forma giydikleri maçlarda takımlarının hücum varyasyonlarındaki en kilit roldeki isimlerdi. Saka, bu seviyede Richarlison ve Rashford’a nispeten tecrübesiz olmasına rağmen ve son Avrupa Şampiyonası finalinde kaçırdığı penaltı sonrası büyük eleştirilere maruz kalmasına rağmen hem İngiltere’nin hem de turnuvanın en etkili sağ kanat oyuncularından biriydi ve örneğin Hakim Ziyech’in aksine, takımı için forma giydiği 4 maçta 3 gol, 1 asistlik değerli bir skor üretti. Gakpo ise birçok maçta Hollanda’nın adeta tek hücum silahı ve kilidi açabilecek tek oyuncusu gibiydi. Aslında bir sol forvet olmasına rağmen çoğu zaman bir 10 numara veya ikinci forvet gibi oynamaya çalıştı ve diğer Hollandalı forvetlerin aksine forma giydiği 5 maçta hem hep ilk 11 başladı hem de 3 gol, 1 asistlik önemli bir performans sergiledi. Ayrıca Dünya Kupası öncesindeki yazımda da kendisine özellikle dikkat çekmiş olduğum ve büyük beklentiler içerisinde olduğumu belirttiğim için kendisine pozitif bir ayrımcılık uygulamak istedim bu kadroda. ?

Sözün özü bir Dünya Kupası daha acısıyla tatlısıyla ve akıllara kazınan birçok maçla, birçok performansla geride kaldı. Birçok eleştiriye rağmen ben Katar’ın bu işin altından çok iyi kalktığını düşünüyorum fakat buna rağmen Dünya Kupası’nın futbol kültürü olan ülkelerde, (bizim için) yaz aylarında düzenlenmeye devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Hepinize keyifli okumalar diliyorum. Kalın sağlıcakla…

Uğur KARAHAN, Kasım 2022