Bu Transferler Neden Tutmuyor? / Temmuz 2023

Bu Transferler Neden Tutmuyor? / Temmuz 2023

Bu Transferler Neden Tutmuyor?

Sevgili Beşiktaşlılar ve Beşiktaş Gelişim Grubu’nun saygıdeğer üyeleri,

26 Haziran 2023 itibariyle ülkemizde transfer sezonu resmen açıldı ve kadro kurma hareketliliği hız kazanmış oldu. Bakalım bu sezon da yine ucuza mal etmek ve sözde fırsat transferleri kovalamak için son güne transferleri bırakmak mı tercih edilecek yoksa Konferans Ligi Ön Eleme maçları gelmeden takımı kurmak ve kampa olabildiğince tam kadro gitmek mi tercih edilecek hep birlikte göreceğiz. 26 Haziran’da açıklanan harcama limitlerine bakarsak işimiz zor! O yüzden özellikle Haziran bülteninde paylaştığımız bonservisi olmayan isimler gibi isimlere yönelinirse bütçe yönetiminin Beşiktaş için çok daha az yorucu olacağını düşünüyorum. Ayrıca bu yaz transfer sezonunda bir de Suudi Arabistan Yatırım Fonu gerçeği var ki, gerçekten konuşulan ve ödenen paraları duydukça insan “Bu Araplar çıldırmış olmalı.” diye düşünüyor. Örneğin bildiğiniz üzere geçen bültende transferini önerdiğim bonservissiz isimlerden biri, bir ön libero olarak N’Golo Kante idi. Yazarken tek tereddüdüm sağlık durumu olmasına rağmen yine de yazmayı tercih etmiştim fakat bizim bülten yayınlandıktan birkaç gün sonra Kante’nin yıllık 25 milyon avro maaş ile 4 yıllığına Al-Ittihad’a transfer olduğu haberini duyduğumda bu transfer sezonunun bizim kulüpler için oldukça zor geçeceğini anladım. Suudi Arabistan faktörü ve harcama limitlerinin yanı sıra, söz konusu transfer olduğunda Beşiktaş özelinde bir soru işaretli durum daha var ki o da bu yönetimin maalesef transfer başarısızlıkları. Birçok isim var ki bu sezon takımın ligin ikinci yarısını lider bitirmesine, birkaç hafta daha olsa şampiyon olacağımıza inanmasına ve sezon başında Valerien Ismael ile vakit kaybettiğimizi düşünmesine rağmen hala bu yönetime iyi transferler yapacağı ve seneye şampiyonluğa oynanacağı konusunda güvenmiyor. Bu güvensizlikten yola çıkarak transfer döneminin açıldığı bu günlerde ben de sizlere Çebi döneminde yapılan ve tutmayan transferleri yazmak, neden tutmadıklarını değerlendirmek istedim.

Öncelikle 2020-2021 sezonu transfer dönemlerinden başlamamız gerekirse, Çebi yönetimi bir önceki yönetimden kalan isimlerle yola devam etmek ve yanlarına yeni isimleri kazandırarak Sergen Yalçın ile şampiyonluğa oynamak zorundaydı; çünkü Abdullah Avcı sonrası ligin bitmesine birkaç hafta kala gelen Sergen Yalçın ile iyi bir ivme yakalanmış ve lig ilk üçte bitirilmişti. Bu transfer sezonunda öncelikle Orman’ın başarısız transferleri olan Tyler Boyd ve Lens ile bekleneni veremeyen genç forvetler Umut Nayir ve Güven Yalçın kiralık olarak gönderilmiş, diğer başarısız isimler olan Enzo Roco ve Isimat-Mirin ile yollar ayrılmış, yine Orman döneminde 2,5 milyon avroya transfer edilen Victor Ruiz sözleşmesini tek taraflı feshedip gitmiş ve misyonlarını tamamlayan Gökhan Gönül, Caner Erkin ve Burak Yılmaz ile karşılıklı anlaşılarak yollar ayrılmıştı. Buna karşılık olarak 500 bin avro ücret karşılığında Javi Montero Atletico Madrid’den, 450 bin avro ücret karşılığında Bernard Mensah Kayserispor’dan, 200 bin avro ücret karşılığında Valentin Rosier Sporting Lizbon’dan, bedelsiz bir şekilde Cenk Tosun Everton’dan ve Rachid Ghezzal Leicester City’den kiralanmış; 380 bin avro ücret karşılığında Bilal Ceylan Eskişehirspor’dan ve 150 bin avro ücret karşılığında Atakan Üner Altınordu’dan satın alınmış; bonservisi elinde olan Abdullah Aydın, N’Sakala, Welinton, Gökhan Töre, Josef de Souza ve Vincent Aboubakar gibi isimler ile sözleşmeler imzalanmıştı. Sonucunda sezon bittiğinde tabelada “Şampiyon Beşiktaş” yazıyordu fakat özellikle sezon sonuna doğru kadro iyice daralmış, Sergen Yalçın ve teknik ekibi 13-14 isimle oynayarak sezonu tamamlamak durumunda kalmıştı. Şampiyon olunan sezona ve sezon içerisinde özellikle Ghezzal, Rosier, Josef gibi transferlerin öne çıkmasına rağmen Montero, Mensah, Bilal Ceylan, Atakan Üner gibi transfer edilen isimlerden hiç verim alınamamıştı.

Şampiyon unvanıyla başlanan yeni sezonda ise Rachid Ghezzal ile Montero’nun bonservisleri 3 milyon 750 bin avro karşılığında alınmış, 1,5 milyon avro karşılığında Le Havre’dan Umut Meraş, 1,3 milyon avro karşılığında Başakşehir’den Mert Günok transfer edilmiş, 350 bin avro ücret karşılığında Schalke’den Can Bozdoğan, 150 bin avro ücret karşılığında Chelsea’den Michy Batshuayi, 300 bin avro ücret karşılığında Sporting Lizbon’dan yeniden Valentin Rosier ve bedelsiz bir şekilde Barcelona’dan Miralem Pjanic kiralanmıştı. Ayrıca bonservisi elinde olan Alex Teixeira, Mehmet Topal, Kenan Karaman ve Salih Uçan ile de sözleşmeler imzalanmıştı. Fakat bu kez de Pjanic, Alex Teixeira, Montero, Mehmet Topal, Kenan Karaman, Can Bozdoğan gibi isimlerden verim alınamamış, bunlara ek olarak Şenol Güneş gelene dek Mert Günok gibi önemli bir kaleciden de faydalanılamamıştı.

Son olarak geçtiğimiz sezon transferlere 25,5 milyon avro bonservis bedeli ödeyen Beşiktaş; 3,35 milyon avro ödediği Jackson Muleka’dan, 2 milyon avro ödediği Emrecan Uzunhan’dan, 1,4 milyon avro ödediği Kerem Atakan Kesgin’den ve kiralık transfer ettiği Dele Alli ile Maxim gibi isimlerden faydalanamamıştı. Ligimizde bulunan ve sürekli değişiklik gösteren mevcut yabancı kuralını düşünecek olursak Mert Günok, Umut Meraş, Tayfur Bingöl, Mehmet Topal, Bilal Ceylan, Emrecan Uzunhan gibi yerli isimlere yapılan yatırımlar konusunda yönetime çok da kızamıyorum ve fakat yerli isimlere ödenen bonservis bedeli konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ne Emrecan’ın ne Kerem Atakan’ın ne de Umut Meraş’ın ödenen bonservisler kadar değerli oyuncular olduklarını düşünmüyorum. Fakat ben bu yazımda özellikle başarı sağlayamayan ve Beşiktaş’a katkı veremeyen Montero, Mensah, Pjanic, Alex Teixeira, Batshuayi, Maxim ve Muleka gibi yabancı transferler üzerinde durmak ve onlar özelinde bir değerlendirme yapmak istiyorum.

İlk olarak Javi Montero’dan başlamak gerekirse; Atletico Madrid’de 10 milyon avro piyasa değerini görmüş genç ve gelecek vadeden bir oyuncu olarak Beşiktaş’ın radarına girmesi ve kiralık olarak transfer edilip denenmesini her ne kadar doğru bulsam da kiralık oynadığı sezonda gösterdiği istikrarsız ve güven vermeyen performansıyla bir sonraki sezon bonservis bedeli ödenerek uzun süreli bir sözleşmeyle takıma katılmasını doğru bulmuyorum. İspanyol stoperler için bence bizim ligimiz çok da kendilerini gösterebilecekleri bir lig değil; çünkü takımlarımız topla çıkmıyor ve stoperlerimiz oyun kurmuyor, ki bunun üzerine ek olarak Montero’nun ağır bir stoper olmasını ve “canlı bomba” diye tabir ettiğimiz sert ama sakar bir stoper olmasını da eklersek Montero maalesef Beşiktaş için doğru bir transfer olmamıştır. Zaten doğru bir transfer olmadığını hem Beşiktaş’taki performansı hem de bu sezon kiralık olarak gittiği Hamburg ile Bundesliga 2’de sadece 4 maça çıkmış olması yeterince göstermektedir.

 

Diğer bir isim aslında Montero ile benzer şekilde ve benzer niyetle transfer edilen ve yine eski bir Atletico Madridli olan fakat bu kez kiralık transfer edilmesini dahi tasvip etmediğim Bernard Mensah. Dönemin medyasının pohpohlamasıyla Galatasaray ile Beşiktaş arasında kızışan bir transfer yarışı unsuru olan Mensah (transfer videosunu birçoğunuz hatırlarsınız) aslında istikrarlı olmayan ve yatırım yapıldığı takdirde ne alınacağı az çok belli olan kısıtlı bir isim. Kayserispor’da Atletico Madrid’den kiralandığı ilk sezon 34 maçta 4 gol, 1 asist, ikinci sezon 28 maçta 4 gol, 1 asist, üçüncü sezon ise 26 maçta 5 gol, 8 asist üreten Mensah, oynadığı mevki itibariyle daha üretken olması gereken bir oyuncuyken kısıtlı bir üretkenlik sergilemiştir. Fakat Beşiktaş’a gelmeden önceki son sezonunda yaptığı 8 asist medyada onun adeta bir Talisca gibi lanse edilmesine sebep olmuştur. Neyse ki bizde de 36 maçta 4 gol, 1 asist üretmiş, istikrarsız performanslar sergilemiş, uyum sorunu yaşamış, taraftar tarafından yuhalanmış ve hatada ısrar edilmeyerek kiralık sözleşmesi bittiğinde Kayserispor’a yeniden gönderilmiştir.

Tutmayan transferlerden belki de taraftara en çok saç baş yolduranı ise Michy Batshuayi. Bence Montero, Mensah ve Batshuayi gibi isimler zengin takım topçuları. Çünkü zengin takımlar, çok paraları olduğu için, bu gibi belki parlar diyebilecekleri isimlere yatırım yapmaktan, yüksek bonservis bedeli ödemekten vs. korkmazlar. Alırlar ve hemen parlayabileceklerini düşündükleri takımlara kiralarlar. Montero ve Mensah’ın Atletico Madrid formasını pek giymedikleri ve sürekli kiralık gezdikleri gibi Batshuayi de 39 milyon avro bonservis bedeli ile Marsilya’dan transfer edildikten sonra bir sezon Chelsea kadrosunda yer alıp, ardından sırasıyla Dortmund, Valencia, Cyrstal Palace ve Beşiktaş gibi takımlara kiralanmıştır. Batshuayi “ya tutarsa” transferidir; çünkü Cyrstal Palace’de Beşiktaş’a gelmeden önceki sezon 20 maçta 2 gol, 2 asist, bir önceki sezon ise 25 maçta 8 gol, 3 asist üretebilmiştir. Bu üretkenlik Beşiktaş’ın 9 numarası olmak için kesinlikle yeterli değildir, ki Batshuayi zaten bir santrafordan ziyade tamamlayıcı bir ikinci forvettir. Ne İngiltere’de ne Almanya’da ne de İspanya’da kayda değer performanslar sergileyemeyen Batshuayi bizde attığı 14 golün yanı sıra kaçırdığı gol pozisyonları, penaltılar ve sürekli direkten dönen topları ile gerçekten taraftara saç baş yoldurmuş ve kendisinden önce takımdan ayrılan Aboubakar ve Burak Yılmaz gibi santraforları mumla aratmıştır.

Batshuayi ile aynı dönemde gelen ve kamuoyunda başarısız performansından ötürü en çok şaşkınlık yarattığı düşünülen bir diğer tutmayan transfer ise Miralem Pjanic’tir. Fakat kamuoyunun Pjanic şaşkınlığı, Mensah güzellemeleri gibi yine yanıltıcı bir balondan ibarettir. Özellikleri ile Barcelona için biçilmiş kaftan bir orta saha oyuncusu olarak görülen Pjanic, Barça’da istenen performansı hiçbir zaman sergileyememiş ve Beşiktaş’a transfer olmadan önceki sezon 30 maça çıkmış olmasına rağmen, ortalama sadece 43 dakika süre bulabilmiş ve bu sürede ne gol ne asist katkısı verebilmiştir. Yaşadığı sakatlıklarla ve kişisel hayatında yürüttüğü ticari işlerine odaklanmasıyla Pjanic futboldan adım adım kopmakta olan bir oyuncu olduğunun izlenimlerini veriyor olmasına rağmen, transferin son gününde bir fırsat transferiymişçesine lanse edilerek Beşiktaş’a getirilmiş ve Beşiktaş’ta Barcelona’dakine benzer istikrarsız bir sezon geçirmiştir. 26 maçta ortalama 72 dakika süre bulan Pjanic sadece 4 asist üreterek ve restoran zincirlerine bir yenisini de İstanbul’da ekleyerek ülkeden ayrılmış ve emekliliği öncesi son vurgun yeri olarak seçtiği Arap Yarımadası’na rotasını çevirmiştir.

Çin gibi seviyesi düşük bir ligde oynadığı son sezonda sakatlıkları yüzünden sadece 20 maça çıkabilmiş ve bu maçlarda 10 gol, 5 asist üretebilmiş, ardından 2020-2021 sezonunu futbol oynamadan geçirmiş ve 32 yaşında ülkemize gelmiş bir 10 numara: Alex Teixeira. Atiba’nın Larin’i, Medel’in Roco’yu getirdiği gibi sırf Josef’in arkadaşı olduğu için Beşiktaş’a gelmiş bir isim. Ne maçlarının izlendiğini ne de güncel performansının ve sağlık durumunun takip edildiğini düşündüğüm bir diğer “ya tutarsa” transferi. Fikret Orman’ın zehrini saldığı bu ya tutarsa transferlerinde maalesef Çebi yönetimi hiçbir zaman Orman yönetimi kadar başarılı olamadı. Pjanic, Alex Teixeira, Dele Alli gibi isimlerde hep Demba Ba, Mario Gomez, Sosa performansları yakalanması hayal edildi fakat bunların hayatın gerçekliğiyle hiçbir alakası yoktu. Sonucunda Alex Teixeira “sözde” alacaklarını bırakarak sözleşmesini karşılıklı feshedip ülkesine gitti ve sonradan gecikmiş alacakları için açtığı davayla 400 küsür bin avro daha kazandı.

Pjanic, Alex Teixeira demişken bu sezonun flaş (!) transferi Dele Alli’yi anmadan tabii ki olmaz. Hayatın gerçekliğiyle uyuşmayan bir diğer “ya tutarsa” transferi. Geçtiğimiz yaz transfer sezonunun sonunda Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak: “Dele Alli menajerler aracılığıyla bize önerildi, gündemimize geldi, değerlendirdik fakat bize katkı vereceğine inanmadığımız için almadık. İstersek alırdık.” ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklamanın ardından tam bir sezon sonra, geçtiğimiz yaz transfer döneminde Beşiktaş Valerien Ismael’in de onayıyla Dele Alli’yi kiralık olarak takıma kattı fakat Pjanic gibi kafasında futbolu bitiren, futbolu henüz bırakmasa da futbolun kendisini bıraktığı bir diğer isimdi sadece Dele Alli. Beşiktaş’a gelmeden önceki iki sezonda 47 dakika ortalamayla forma şansı bulan ve toplamda 5 gol, 6 asist üreten Dele Alli Tottenham’ın da İngiltere Milli Takımı’nın da artık kendisinden vazgeçtiği bir isimken Beşiktaş’a gelmiş ve nitekim bu sezon çıktığı 17 maçta da 51 dakika ortalama süre bulurken sadece 3 gol üretebilmiştir. Umarım Çebi yönetimi transferde artık futbolcuyu tanımaya ve araştırmaya yönelik bir tutum sergiler ve rakiplerinin bağımsız şirketlere karakter analizi yaptırdığı dönemde sadece inandığı için ya da sadece adını bildiği için ya tutarsa transferleri yapmaktan vazgeçer; yoksa Beşiktaş’ın daha çok parası çöpe gider.

Pjanic, Alex Teixeira ve Dele Alli’den farklı olarak değerlendirilmesi gereken fakat sonuçta başarısız olan bir diğer 10 numara transferi ise Alexandru Maxim. Deprem sonrası özel şartlarla transfer edilen, yerli kontenjanında oynatılabilecek olan, istikrarlı, üretken bir 10 numara olduğu için ve aynı sezonda yapılan Dele Alli transferi verimsiz sonuçlandığı için aslında yarım sezonda faydalı olabileceği düşünülen Maxim maalesef isteneni veremedi. Yaşadığı büyük travma nedeniyle ve transfer edilme biçimi nedeniyle transferini doğru bulmadığım bir isimdi Maxim. Neyse ki son TFF Genel Kurulu’nda Şenol Güneş de bu transferin yanlış olduğunu kabul etti ve bize yakışmayan bir fırsatçılıkla ve rekabet ilkesine yakışmayan bir şekilde transfer yaptığımızı, eşitlik ilkesine aykırı hareket ettiğimizi doğruladı. Maalesef bu yakışıksız durumlar da Çebi yönetimine nasip oldu.

Değerlendireceğimiz son isim, maalesef bu isimler arasında en çok bonservis bedeli (3.350.000 €) ödediğimiz Jackson Muleka. Yaşı sebebiyle ödenen bonservis bedelinin makul görülebileceği Muleka, henüz 2020-2021 sezonundan beri Avrupa’da oynayan tecrübesiz bir isim. Tabii ki birçok Afrikalı futbolcunun olduğu gibi Muleka’nın da ilk durağı Belçika Ligi. Standard Liege formasıyla 2020-2021 sezonunda 33 maçta 12 gol, 2 asist üreten Muleka, 2021-2022 sezonunda ise 21 maçta 3 gol, 2 asist üretmiş ve sezonun ikinci yarısında Kasımpaşa’ya kiralanmıştır. Kasımpaşa’da 14 maçta 12 gol, 5 asistle yıldızı parlayan golcünün bir sonraki durağı Beşiktaş olmuştur. Fakat Muleka, Valerien Ismael döneminde sürekli forma şansı bulsa da istenen üretkenliği gösterememiş; sonrasında Şenol Güneş’in ve Aboubakar’ın gelmesiyle önce santrafordaki yerini, sonra da Cenk ve Redmond’un yükselen performanslarıyla kanattaki yerini takım arkadaşlarına kaptırmış ve zamanla kulübeye hapsolmuştur. Ülkemizde büyük takımların yurtiçinden transfer yaparken en büyük sorunu oyuncunun sadece güncel performansına odaklanmaları fakat o performansa etki eden diğer yan unsurları göz ardı etmeleridir. Muleka, Kasımpaşa gibi şiddetli bir savunmaya maruz kalmayan, rakiplerinin kapanmadığı ve oyun oynatmamaya çalışmadığı bir takımda, kontra atak oyunuyla sadece yarım sezonda başarı sağlamış bir isimdir. Muleka’nın başarısı aslında bizim ligimizin bir illüzyonudur. Zamanında Galatasaray’ın Diagne transferinde, Trabzonspor’un Trezeguet transferinde düştüğü hataya ve yanılgıya Beşiktaş’ın da Muleka transferinde düştüğünü düşünüyorum. Ayrıca Pjanic ve Dele Alli transferlerinde olduğu gibi oyuncunun karakterinin iyi analiz edilmediğini ve içine kapanık olduğunun transferi öncesinde bilinmediğini, bu durumun da oyuncunun mevcut kötü performansına etki ettiğini düşünüyorum.

Yabancı isimler bazında yaptığımız değerlendirmeler aslında birçok Beşiktaşlının yönetime transfer konusunda güvenmemesine neden olan asıl sebepler. Umarım bu yaz transfer döneminde daha profesyonel ekiplerle çalışılır, daha profesyonel analizler yaptırılır ve olabildiğince daha doğru isimler, performansı daha garanti isimler transfer edilmeye çalışılır. Çünkü Beşiktaş’ın takımdan ayrılan N’Koudou, Maxim, Dele Alli, Welinton gibi verimsiz isimler yerine 4-5 nokta (stoper, defansif ve ofansif orta saha, sol kanat, sağ kanat) transferle yeni sezonda şampiyon olması ve Konferans Ligi’nde önemli işler yapması kesinlikle imkânsız değil.

Uğur KARAHAN, Temmuz 2023