Beşiktaş Jimnastik Kulübü 15 Eylül Kongresi tarihsel bir kongre midir?

Beşiktaş Jimnastik Kulübü 15 Eylül Kongresi tarihsel bir kongre midir?

Sevgili Dostlar,

Bir ülke ya da bir aile meclisi hayal edelim.

Ülkeler anayasalar ile yönetilir. Anayasa tartışmaları esastır.

Hatta bu tartışmalar çok uzun sürer. Bazı ülkelerde yıllarca bile sürebilir. Bütün bunların sonucunda referandumlar yapılır. Halk çeşitli görüşler altında bilgilendirilir. İkna süreci başlar. Bu süreç bazen ciddi sıkıntılara yol açabilir. Ama ne olursa olsun genelde o dönemde elinde gücü bulunduran avantajlıdır. Zira fikirlerini daha coşkulu bir şekilde anlatır. Anlatabileceği mekanizmalar ziyadesiyle fazladır ve güçlü olanı “dinlemek ve saygı göstermek” gibi bir geleneği olan geniş halk kitleleri iktidarın anayasa değişikliği teklifine daha sempatik bakmaya meyillidir.

Zira güçlü olan haklıdır! Ya da haklı değilse bile zaten bir bildiği vardır!

Peki aile şirketleri?

Aile şirketleri de eğer yeteri kadar büyük hale geldilerse çeşitli danışmanlar ve avukatların yardımı ile “Aile Şirket Anayasası” oluştururlar. Diyeceksiniz ki ne gerek var!? Aslında çok gerekli bir uygulamadır. Zira aile anayasaları sayesinde bu aileler geleceği teminat altına alırlar. Çocukların şirketi bölmesini ve parçalamasını engellerler ya da hisse satışları olacaksa bile hangi şartlar altında olacaktır? Kim ne kadar hisse satabilir? Halka açıklık oranları nasıl tespit edilecektir? Profesyonellerin durumu ne olacaktır? Kurumsallaşma sistemleri vs. Çok şey bu anayasalarda vardır…

O zaman bu yukarıda bahsettiğimiz ülke anayasaları ve aile şirketleri anayasaları yapılırken ya da tadil ederken bile  aylarca ve hatta yıllarca tartışılırken koskoca Beşiktaş camiası yangından mal kaçırır gibi neden 20 günde tüzük tadil kongresi yapmaktadır?

Ayrıca, sadece zaman kısıtlaması da değil. Yapılan ya da yapılması planlanan değişiklikler için herhangi bir bilgi sahibi olmayan bir camia düşünün. Bu bizim durumumuzda Beşiktaş Jimnastik Kulübü Dernek üyeleridir ve tabi ki bütün Beşiktaşlılardır. Ayrıca bana göre bütün Türk spor kamuoyudur.

Ben bu yazıyı bir grup adına yazmıyorum. Ya da bir oluşum adına. Bu yazı 18 yıl önce değerli kulübümüze üye olmuş, bazı sosyal girişimlerde bulunmuş ve aktiviteler yapmış bir kongre üyesi tarafından yazılmıştır. Size bu yazı ulaştı ise o zaman bu üye de amacına ulaşmış sayılacaktır.

15 Eylül günü yapılacak tüzük tadil kongresinde aldığımız duyumlara göre tadil maddelerinden bazılarının içerikleri aşağıda ki gibi olacakmış!

1)      Yönetim kurulu üye sayısının bu tüzükle birlikte  makul bir sayıya indirilmesi mesela 7 ya da 9 kişi gibi!

2)      Yönetim kurulunun bu tüzüğün geçerli olacağı tarihten itibaren maaş alması gibi

(tabi bu durumda başkan da maaş alacak).

3)      Seçimlerin her 3 ( ya da 4 belli değil ) sene de bir yapılması…

4)      Bu manada 2019 Mayıs seçimlerinin yerine 16  Eylül seçimli kongresinin baz alınarak üzerine 3 sene eklenmesi!

5)      Ve en önemlisi kulübün taşınmazlarının yönetim kuruluna yetki verilerek ipotek edilmesine ve teminat olarak gösterilmesine yeşil ışık yakılması!!
Bunlar duyumlar! Zira şeffaf bir tüzük tadil komitesi olmadığı için ( böyle bir komite varsa da benim haberim yok!! ) sadece duyum ile hareket ediyoruz.
Bir kuruluşta bir şirkette işler bu hale geldi ise sevgili dostlar. Vah Vah Vah dönemi başlamıştır demektir!
Beşiktaş’ın tıpkı diğer büyük kulüpler gibi ciddi sorunları vardır. Bu doğrudur. Ancak diğer kulüpler yangından mal kaçırırcasına tüzük tadilatı yapmıyorlar. Bu olayı tartışmaya açıyorlar ya da kendi kamuoyları bir şekilde tartışmaya açıyor. Bu çeşitli şekillerde olur. Televizyon programları ya da radyo programları sadece işin krema kısmıdır. Esasen bu tartışmalar kongre üyeleri arasında ki bağlantılar vasıtası ile olur.
Gruplarda ki yemekler, organizasyonlar, dernek toplantıları, camianın ağır toplarının yazacakları yazılar ve analizler ile olur. Ayrıca camiadan çok sayıda temsilcinin tüzük tadilatı komisyonunda görev alması ya da en azından bir gözlemci bulundurması çok faydalı olacaktır.
Bir de bu tartışmaların en az 6 ay ve de en fazla 1,5 sene gibi ciddi bir süre zarfında yapılması gerekir. Zira, konular insanların zihinlerinde ancak oturur… Ancak yerleşir… Bu tür değişiklikler kritiktir. Tarihseldir
Bu manada ben bütün camianın bu tüzük tadil kongresine radarlarını açmaları gerektiğini düşünüyorum.
Camia büyüklerimizin bizleri aydınlatmaları lazımdır. Bugün konuşmayacaklarsa ne zaman konuşacaklardır? Ya da sosyal medya hesaplarından yazılar yazmaları gerekmez mi?
Bir öneri ile gelmek istiyorum. Mesela şu madde yeni tüzüğümüze eklenemez mi!
Kulübü “X” miktarda borçla alan bir yönetim görevi devrettiği zaman aynı borç miktarı ya da en fazla yüzde 5 gibi bir oranla görevi yeni yönetime devreder. Aksi durumda daha fazla borçlanırsa aradaki farkı yönetim kurulu öder, tarzında bir balans ve kontrol sağlayacak bir madde…
İşte ancak bu tarz maddeler ile kulübün daha fazla zarar etmesi engellenebilir ve bazı radikal kararlar vermek ancak bu durumda mümkün olabilir.
Aksi durumda bu borçları ödemek bu yönetime ya da gelecekte ki yönetimlerin hiç birine nasip olmayacaktır!
Bütün kongre üyelerinin ne pahasına olursa olsun 15 Eylülde kongreye gidip kafalarda ki soruların cevaplanmasına imkan vermeleri gerekir. Kulübümüzün anayasasına sahip çıkma günüdür.
15 Eylülde kongrede görüşmek üzere..
Sevgi ile,
Alper KUL