Şinanay / Mayıs 2023

Şinanay / Mayıs 2023

Bilmem hatırlar mısınız ama benim çocukluğumda, yani 2000’lerde, İstanbul’un büyükleri arasındaki derbi maçlarda rutin bir galibiyet döngüsü hakimdi. Şöyle ki genelde biz gider Fenerbahçe’yi yenerdik, Fenerbahçe Galatasaray’ı, Galatasaray da bizi… Çok üzülürdüm Galatasaray maçlarında çünkü makus bir talihimiz var ve kıramıyormuşuz gibi gelirdi bana. Genelde biz üstün ya da iyi oynardık fakat kazanan çoğunlukla onlar olurdu. O nedenle Ali Sami Yen Stadı’nın son derbisinde Guti’nin penaltı golüyle yendiğimiz maçta çok sevinmiştim. Fakat bu sevincin de geçici olacağı belliydi; çünkü Galatasaray’a yeni bir stat yapılıyordu ve yeni stat, derbiler dahil olmak üzere büyük takımların ev sahibi olduğu maçlarda önemli üstünlük kuracağı anlamına gelmekteydi. Bilindiği gibi ilk Fenerbahçe stadını yenilemiş, kapasitesini artırmış ve ev sahibi olduğu derbilerde Galatasaray ve Beşiktaş’a adeta bir hegemonya kurmuştu Türk Telekom Arena (şimdiki Nef Stadyumu) ve Vodafone Arena (şimdiki Vodafone Park) açılana kadar. Galatasaray da benzer bir üstünlüğü Türk Telekom Arena’nın açılmasıyla beraber rakiplerine karşı kurmaya başlamıştı. Neyse ki çocukluğumda kıramadığımıza inandığım o makus talih 11 Nisan 2016 tarihinde o zamanki adıyla Vodafone Arena’nın açılmasıyla beraber kırılmıştı. Önce üç galibiyetle gelen ilk şampiyonluk, devamında gelen ikinci şampiyonluk ve bu süreçte derbilerde kurulan üstünlükler, alınan galibiyetler, oynanan ezici oyunlar ve hem ulusal hem de uluslararası maçlarda rakiplerin stattan hem yenilgiyle hem de önemli kulak rahatsızlıklarıyla ayrılmaları Beşiktaş’ın çehresini bir anda değiştirmişti. Beşiktaş özellikle derbi maçlarında olmak üzere, artık “winner” bir takım haline dönüşmüştü. Bu kazanan olma hali, başladığı dönemdeki gibi yine Şenol Güneş yönetimindeki bir Beşiktaş takımıyla bu yılın Nisan ve Mayıs aylarında da devam etti. Nisan bülteninde Kadıköy’deki efsanevi Fenerbahçe galibiyetine yer vermiştik, bu bültende de elbette evimizde bir gelenek ve klasik haline gelen Galatasaray galibiyetine değinelim istedim.

30 Nisan günü semtte, maç öncesi stat çevresinde ve statta öyle bir atmosfer vardı ki herkes galibiyete ve daha fazlası şampiyonluğa inanmış haldeydi. Tesadüf müdür inanç mıdır bilemem ama başta Erman (Dönmez) Ağabey olmak üzere herkesin dilinden “3-1” düşmüyordu. Fakat maça oldukça kötü başlamıştık; çok tutuktuk, ya birkaç pas üst üste yapamıyor ya da yapsak bile hücum edemiyor hemen topu kaptırıyorduk. Anlayacağınız ilk yarım saat hiç Vodafone Park’ta oynuyor gibi değildik. O kadar kötüydük ki, Icardi’nin golü öncesi yanımdaki Erman Ağabeye “Icardi hava topuna çıkmayı bırak atılan topa bile koşmuyor, sahada adeta yürüyor.” demiştim ve iki dakika sonra adam bizi adeta yürüye yürüye cezalandırmıştı. Golden sonra bir süre daha Galatasaray baskısı sürse de 1-0 yenik durumda olsak da taraftar hala galibiyete inanmış bir haldeydi. Çocukluğumda kıramadığımıza inandığım makus talihin aksine ben de bu sefer kazanacağımıza oldukça inançlıydım. Çocukken Galatasaray’a karşı oynadığımız oyunlara yazık olmuştu belki ama o akşam o taraftara yazık olmayacağını hissediyordum. 34. dakikada kazandığımız bir korner üzerine tribünde yukarılardan gelen “Hadi Colleeeeeyy” bağırışını duymuştum ve içimden Saiss’in gol atacağı geçmişti. Ben de “Hadi Saiiiiisss!” diye bağırmıştım ki 35’de Saiss’in kafa golü geldi. İkinci yarıda ise ilk yarının aksine üzerimizdeki ölü toprağını atmış ve baskılı başlamıştık. Birçok pozisyona giriyor ve golleri kaçırıyorduk. Kaçan goller üzerine tribünde birlikte olduğumuz, Erman Ağabeyin kardeşi, Emre (Dönmez) Ağabey “57. dakikayı 58. dakikaya bağlarken atacağız az sabır!” demişti ve öyle de oldu, Amir attı 2-1 oldu. Biz ise “57” diye bağırarak çılgınlarca sevindik. Sonrası çok daha rahat olmuştu. Herkes galibiyete inanıyordu. Galatasaray ise zaten yenilgiyi kabul etmişti. Kapanışı da malumunuz Aboubakar yaptı ve gelenek sürdü. Galatasaray’ın Vodafone Park’ta bizi yenememe serisi 7. seneye uzadı.

Kapanışı yaparken bu sezon Eski Açıktan kombine biletim olduğunu, Başakşehir, Sivas, Antalya maçları hariç her maça gittiğimi ve ilk kez böyle bir atmosfer deneyimlediğimi ise özel olarak belirtmeliyim. Kapanışı ise elbette maçın ardından statta yaptığımız gibi, yazımın başlığındaki enfes eğlenceli Sezen Aksu şarkısıyla yapacağım: Şinanay da yavrum şina şinanay… ?

Uğur KARAHAN, Mayıs 2023