Futbolda Liderlik… / Temmuz 2022

Futbolda Liderlik… / Temmuz 2022

FUTBOLDA LİDERLİK…

Hepimizin bildiği gibi liderlik en basit tanımı ile insanları ortak bir hedefe ulaştırmak için harekete geçirme yeteneğidir. Lider kendisinde bulunan mevcut gücü ve motivasyonu başkalarına da kazandırabilendir. Lider, eylemin ilham kaynağı ve yöneticisi konumundadır.

Bu yazımda da şu anda dünyanın en başarılı teknik direktörleri ve çiçeği burnunda sayılabilecek teknik direktörümüz Valerien İsmael’in liderlik özelliklerini inceliyorum.

Öncelikle şunu belirtmek isterim, teknik direktörlerin kariyerlerindeki sıçrama liderlik özellikleri sayesinde gerçekleşiyor. Yani, “kendini çok geliştirdi diyoruz” ya, aslında liderlik özelliklerini çok geliştirdi de diyebiliriz. Bu iş dünyasında da aynıdır. Çalışan, çalıştığı kurumda liderlik özelliklerini kendi isteği ile bir takım takviyeler de alarak geliştirir ve kariyer basamaklarını birer birer tırmanır. Teknik direktörler için de durum aslında aynıdır.

Liderlik doğrudur, doğuştan gelir ama öğrenildiği de kanıtlanmıştır. Yani yıllar içinde öğrenilerek de iyi bir lider olunabilir.

Liderlerde bir takım ortak özellikler vardır. Vizyon ve misyon sahibi olmak, kendi kendini motive edebilmek, optimist olmak, duygusal açıdan istikrarlı olmak, özgüvenli olmak, kararlı davranmak, tutku ve heyecan duymak, hesap verebilir ve sorumluluk sahibi olmak, odaklanma konusunda yetkin olmak, öğrenmeyi sürdürmek, empati sahibi olmak, ikna kabiliyeti yüksek ve etkili olmak, ekip kurabilmek ve yaratıcılığı geliştirmek gibi…

Bu özelliklerin önemli bir kısmını üzerinde taşıyan teknik direktörler benzer teknik bilgilere sahip rakiplerine göre kariyerlerinde yükselirler, hatta fark atarlar.

Şimdi sizlere dünyadaki bir kaç örnekten bahsederek yeni teknik direktörümüz İsmael Valerien’den beklentilerim üzerinde duracağım.

Şu anda dünya futboluna yön veren 4 teknik direktörün ismini sorsanız, sanıyorum büyük bir çoğunluk 4 isim üzerinde karar kılar. Jose Mourinho, Pep Guardiola, Jürgen Klopp ve Carlo Ancelotti. Tabii ki, Zinedine Zidane, Antonio Conte, Diego Simeone de çok başarılı teknik direktörlerdir.

Jose Mourinho, Pep Guardiola, Jürgen Klopp ve Carlo Ancelotti’nin farklı kişilikleri farklı oyun anlayışlarına sebep verebilir ama 4’ü de futbol dünyasının liderleridir…  Hepsinin kendine göre bir stilleri, ekolleri vardır. Futbol anlayışları farklıdır ama 4’ü de asıl sahip oldukları liderlik özellikleri ile başarıyı elde etmektedirler. Yani başarı için liderlik şarttır! Bilgi tek başına hiç bir şeydir.

Şimdi kısaca dördünün de liderlik özelliklerinin bence uzantısı olan futbol anlayışlarına kısaca değineceğim.

Jose Mourinho için kazanmak herşeydir.  Kazanmak için her şeyi yapar. Çekici futbolun Mourinho’nun stratejisinde çok önemi yoktur. Nasıl kazandığı da önemli değildir, sadece ve sadece kazanmak önemlidir.  Oynattığı oyun sıkıcı da olabilir. “1-0 olsun benim olsun” stratejisi ile ilerler.  Golü attıktan sonra ikinci golü atmanın çok büyük önemi yoktur, Mourinho için. Tek hedefi artık gol yememektir.  Defansı sever.  Chelsea’da 2014-2015 yılındaki başarısı bu strateji ile gelmiştir. Mourinho için 4-5 tane çok yüksek kaliteli oyuncu yeter.  Göreceli olarak mütevazi takımlar ile başarılar elde etmiştir. Porto’daki inanılmaz başarısı bunun bir göstergesidir.

Pep Guardiola için her şey topa sahip olmaktır.  Kısa pas ve verkaç oyun stiline dayalı “Tiki-Taka” oyun tarzı ile Barcelona’da çok büyük başarılar elde etmiştir. Hatta bu oyun tarzı dünyaya yayılma eğilimi de göstermiştir. Guardiola topu kapmak için takımına press yaptırmayı çok sever. Takımları topu kaptığında artık sıra topu kaybetmemek ve bol pas ile rakibi yorup, oyundan düşürüp, dikkatini dağıtıp, sonuç elde etmektir. Şüphesiz bunun için tekniği ve oyun zekâsı çok yüksek oyunculara hep ihtiyacı olmuş ve yüksek tutarlı transferler yaptırmıştır. Guardiola için her şey sistemdir. Kendisi ile ilgili bir kaç kitap okudum. Bunlardan bir tanesi de Miguel Angel Violan’ın yazdığı “Oyunu Değiştiren Felsefe, Pep Guardiola” idi. Bana öyle geliyor ki, Pep Guardiola’nın Manchester City’de tek bir hedefi kaldı.  O da Şampiyonlar Ligini kazanmaktır. Bunu da elde ettiğinde Manchester City’de misyonunu tamamlamış olacaktır. Sonra uygun koşullar oluşursa kendisini bence Barcelona başkanı olarak göreceğiz.

Jürgen Klopp için her şey hızdır. Takımının press yapması, topu kaptığında direkt atağa kalkması ve bunu çok hızlı yapması çok önemlidir. Topa sahip olmak ve bol pas yapmak o kadar önemli değildir. Yani, onun için golün nasıl geldiğinden ziyade çok hızlı bir şekilde gelmesi önemlidir. Akademiye çok önem verir. Guardiola kadar yıldızlara önem vermez. Onun için kanat oyuncularının hızı ve kalitesi önemlidir.

Carlo Ancelotti’yi ise demokrat, süreç odaklı, farklı kültürlere uyumlu, alçakgönüllü, strese aşırı dayanıklı ve espritüel olarak tanımlayabiliriz.  Kendisi ekibini dinleyen, onlara söz hakkı tanıyan, sorunu birlikte tartışan ve birlikte çözüm bulan bir yapıya sahiptir.  Futbolcuları alınan kararların içine dahil etmeyi ve onları da alınan kararların bir parçası yapmayı kendisine prensip edinmiştir. 2005 Şampiyonlar Ligi finalinde Milan’ın başında iken Liverpool’a o tarihi İstanbul gecesinde 3-0 galibiyetten penaltılar ile kupayı Liverpool’a teslim etmişlerdi. Ancelotti, maç sonrasında bile sakinliğini korumuştur. Onun için bu yenilgi sonuç değil sadece futbol dünyasının süreç parçalarından bir tanesidir. Milan, Chelsea, Bayern München, Paris Saint-Germain ve Real Madrid’i çalıştırarak bir birinden farklı kültürlere nasıl kolay uyum sağladığını göstermiştir. Çalıştırdığı kulüplerde olağanüstü başarılı (Juventus – 1 Kupa; Milan – 9 Kupa; Chelsea – 3 Kupa; PSG – 1 Kupa; Real Madrid – 6 Kupa; Bayern München – 2 Kupa) olmasına karşın alışılmadık derecede mütevazıdır.  Basın toplantılarında gazeteci ve spor yazarlarına karşı çok saygılıdır.  Onları dinler ve cevap verir, hiç bir zaman polemiğe girmez.

Şimdi gelelim, çiçeği burnundaki teknik direktörümüz Valerien İsmael’e. Ben açıkcası kendisinden umutluyum.  Beşiktaş JK’nın değerlerine uygun bir teknik direktör olduğunu düşünüyorum.  Bence değerlere uygunluk her şeyden daha kıymetli.  Genç ama yetenekli oyunculara değer verdiğini biliyoruz.  Futbolculuk hayatında Alman ekolünün (Werder Bremen, Bayern München, Hanover 96) önemli bir yere sahip olması bence en büyük avantajı. Strasbourg altyapısından yetişip Fransa’da futbola başladığından Fransa ile, futbolculuk ve teknik direktörlük kariyerinin bir kısmının İngiliz takımlarında geçmesi sebebi ile de İngiltere ile olan sıkı bağlantılarının Beşiktaş JK’mıza fayda sağlayacağı aşikardır. Çalıştırdığı takımlarda yoğun baskı ve tempolu futbolu ile dikkatleri çekmiş bir teknik direktördür, Valerien İsmael.  Özelikle LASK’da sınırlı ve genç kadrosu ile oldukça başarılı olmuştur.

Bu sezon kendisini hem sahada hem de saha dışındaki davranışları ile çok daha iyi tanıyacağız. Beşiktaş JK’nın aradığı lider yapıdaki değerlerine uygun teknik direktörünü bulduğunu umut ediyorum.

Saygılarımla,

Halit Selim Giray