Beşiktaş Fenomenlere Emanet(!) / Ocak 2024)
Beşiktaş Fenomenlere Emanet (!)
Yazımıza başlamadan önce, tarihi bir katılımla gerçekleşen ve üyesi olmaktan gurur duyduğum kulübümüzün kongresi hepimizi gururlandırmıştır. Beşiktaş, tarihinde olduğu gibi her zaman Türk sporunun en demokratik camiası olmaya, en adil camiası olmaya ve en güçlü camiası olmaya devam edecektir. Bu vesile ile yeni seçilen yönetimimize, başta Hasan Arat Başkanımız olmak üzere tüm yönetim kurulu üyelerine görevlerinde başarılar diliyorum. Beşiktaş’ın geleceği ve başarısı için hep birlikte çalışmayı ve bu zor zamanda seçilen yeni yönetime destek olmayı taraftarlar olarak kendimize borç bilmeliyiz.
Sevgili Beşiktaş Gelişim Grubu Bülteni okuyucuları, kulübümüzde sportif olarak işler hiç iyiye gitmiyor iken sizlere yılın son bülten yazısında bir başka önemli konudan bahsetmek istiyorum. Bu konu dijitalleşme ve taraftarla etkileşim başlığı altında şahsi menfaatler için kulübe verilen zararları içeriyor.
Öncelikle şunu belirtmekte fayda olduğunu düşünüyorum; hiç bir sosyal medya fenomeni, yayıncısı veya ‘duyumcusu’ ile uzaktan yakından iletişimim yok ve kendilerini tanımam bile. Yine bahsettiğim arkadaşlarla en ufak husumetim de mantıken olamaz zaten. Bu yazının yayınlandığı tarihe esas olarak bunu söyleyip yazımıza başlayabilirim. Bu yazı tamamen gözlemlerime dayalı yorumlarımı içermektedir. Zaman içerisinde düşüncelerimizde farklılıklar olabilir. Bu mantığın ve sabit görüşlü olmamanın en önemli unsurudur.
Sosyal medyada özellikle yeni nesil arkadaşlarımızın ağırlıklı olarak takip ettiği ve etkileşim verdiği fenomenler, özellikle Beşiktaş’ın son 3 senesinde büyük oranda takipçi kitlesi yarattılar ve bu kitleleri kimi zaman doğru, kimi zaman yanlış düşüncelerle peşlerinde sürüklemekteler. Bugün ülkemizin ve dünyanın en önemli konuları dahi sosyal medya ile değişip şekillenebiliyorken, bunun kulübümüz için çok hassas olduğunu düşünüyorum. Fenomenler kanaat önderi gibi her zaman, her hafta, her gün (!) Beşiktaş ile ilgili kamuoyuyla görüş paylaşırsa, kendi takipçi kitlelerini arttırmayı ve konsolide etmeyi başarırlar. Özellikle toplumumuz partizanlaşmayı ve taraflaşmayı oldukça sevdiği için, bunun son derece tehlikeli olduğu kanaatindeyim. Fenomenler bugün bu konsolide etme durumunu bilerek veya bilmeyerek, ücretli veya ücretsiz şekilde yapıyor olabilir. Ama en iyi senaryoda dahi, yarın öbür gün bunun kulübümüz için aleyhte kullanılmayacağının garantisini kimse veremez.
Beşiktaş iletişimi önceki yönetim sürecinde “iletişimden sorumlu kişiler tarafından” oldukça kötü yönetildiği için taraftar, ‘duyumcu, fenomen, Beşiktaş yayıncısı’ (!) kişiler tarafından manipüle edilebilir olmaya açık hale geldi. Kim daha fazla takipçi istemez? Kim daha fazla izlenme, yayın geliri istemez? Kim Beşiktaş’ın yöneticilerine hızlıca erişebilecek gücü istemez?
Bugün bu arkadaşlar Beşiktaş’ta başarısız olmuş olsa dahi Rıza Çalımbay’ın karakterine, Beşiktaşlılığına laf söyleyebilecek cesareti nereden buluyor? Bu arkadaşlar herkesten daha mı çok Beşiktaşlı? Hiç sanmıyorum ve öyle olmadığını da biliyorum. Herkes için Beşiktaş ayrıdır ama renklere bağlı herkes Beşiktaşlıdır. Bize ait olan değerleri itibarsızlaştırmak Beşiktaşlılık mı? Rıza Hoca’yı çok eleştirdim, dostça görevi bırakması gerektiğini söyledim ama hiç bir zaman onun Beşiktaşlı kimliğini zedelemedim ve sosyal medyada yem edilmesine izin vermedim. Çünkü Beşiktaş’ta işler iyi gidiyordu da Rıza Hoca keyiften getirilmedi. Bugün takımın bu hale geleceğini ön görüp arkasına bakmadan bir kelime dahi etmeden kaçan efsane teknik adamlar(!), yöneticiler, sportif direktörler varken lafın geleceği ve kamuoyunda bu kadar şiddetle ezilecek son kişilerden birisidir Rıza Çalımbay. Bakın, eleştirmemek demiyorum. Sosyal medyada şiddetle karakterine, Beşiktaşlılığına gelecek kadar ezdirilmek diyorum.
Bu yazıyı kaleme almayı seçim döneminde çok düşündüm lakin zamansız buldum. Sosyal medyada öyle baskılar oluşturuldu ki, iki başkan adayı da bir futbolcunun transferine yönelik hamleler yapmaya zorlandı (A. Talisca). Bu, sosyal medyanın camiaya ne denli baskı yaptığının en büyük göstergesidir. Beşiktaş, seçim döneminde bir futbolcunun transferi ile yön bulacak kadar aciz değildir. Sizi bilmem ama benim için değildir. Başkan adaylarından duyduğum bu transfere ilişkin her hamle, beni derinden üzmüştür. Bahsi geçen futbolcu bize harika zamanlar yaşatmış ve hepimizin transfer olduğunda mutluluk duyacağı bir isim. Lakin Beşiktaş kavramı bunun çok ötesinde. Bu şekilde yön buldurulmaya çalışılmasını yanlış buluyorum.
Ana konuya dönecek olursak yazıda bahsettiğim arkadaşların Beşiktaşlılıklarından şüphem yok. Olamaz da. Kendimi kimsenin gönül işlerine (Beşiktaş bana göre gönül işidir) karışacak kadar yüksekte görmedim. Bu yazıdan en ufak pay üstüne alınan arkadaşlardan bir başka taraftar arkadaşları olarak ricamdır, lütfen Beşiktaş değerlerini eleştirirken onları sosyal medyada dövdürmeyin. Eminim bu işi bağımsız yapıyorsunuz, lütfen öyle yapmaya devam edin. Suistimale çok açık bir konu olduğu için oldukça ince bir yol. Dengeyi kaybetmeyin. Güç kaybettiğimiz bu dönemlerde tazelenen yönetimimiz ile birlikte Beşiktaş için en iyisini isteyerek ama Beşiktaş değerlerini kaybetmeden ilerlemek gerektiğini düşünüyorum. Hep birlikte, dostça.
Arma etrafında kenetlenelim.
Eralp Deliklitaş