123. Yılımız Kutlu Olsun! (Hande Leman Gürler) / Mart 2026

123. Yılımız Kutlu Olsun! (Hande Leman Gürler) / Mart 2026

Futbol, basit bir meşin yuvarlağın peşinde koşmaktan çok daha fazlasıdır. Koca bir evreni o yeşil dikdörtgene sığdıran eşsiz bir oyun. Stadyum turnikelerinden içeri adım attığınız anda dışarıdaki dünya, sorunlarıyla beraber kapının dışında kalır. Sadece o doksan dakika, yeşil çimlerin kokusu ve tribünlerden dalga dalga yükselen o senfonik uğultu gerçektir. İstediğin o derinliği yakalamak için, oyunu sadece bir istatistik verisi olmaktan çok daha fazlasıdır. Yaşayan, nefes alan, bazen tökezleyen ama her zaman ayağa kalkmayı bilen organik bir varlıktır. Çünkü futbol, rakamların ötesinde bir hissiyat, taktik tahtasındaki soğuk okların çok ötesinde bir tutkudur bizler için.

Forma, yıllarca o armaya gönül vermiş dedelerin, babaların, omuz omuza bağıran çocukların umutlarıyla dokunmuştur. Bir futbolcu o formayı sırtına geçirip tünele geldiğinde bir şehrin, bazen koca bir ülkenin ruh halini de omuzlarına yüklenir. Bu, taşınması inanılmaz derecede ağır, yakıcı bir yüktür.

Oyunu sadece atılan gollerin rakamsal değeri üzerinden okumak, muhteşem bir destana haksızlık olur. Beşiktaş’ın o “Şerefiyle oynayıp Hakkıyla kazanan” kültürünü tüm hücrelerinizle hissetmeniz gerekir. Gol atmak, topu o beyaz ağlarla buluşturmanın çok ötesine geçer.

Beşiktaş’ımızın şanlı tarihini hissetmek için 23 Kasım 1947’ye, İnönü Stadyumu’nun o rüzgarlı ve soğuk açılış gününe dönelim. İsveç’in AIK Solna takımına karşı sahaya çıkıldığında, dakikalar 40’ı gösterirken o meşin yuvarlak Onursal Süleyman Seba’nın attığı ve İnönü tarihinin ilk golü Beşiktaşlılık duruşunun yeşil sahaya kazınmış ilk büyük manifestosuydu ve gelecek nesillere bırakılan muazzam bir mirastı.

1988-1989 sezonunda kiralık olarak o kutsal formayı sırtına geçiren, gücü ve süratiyle yeşil sahada fırtınalar koparan efsanevi İngiliz forvet Les Ferdinand’ı, namıdeğer “Ferdi”yi hatırlayın. Şanlı formamızla mücadele ettiği bir sezonda, 44 resmi maçta rakip ağlara bıraktığı 22 golle Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı müzeye taşıyan kadronun o kilit ismi, tribünlerin kalbinde “Sir Les” lakabıyla ölümsüz bir taht kurdu. Elbette oyunu bir maestro gibi okuyan, teknik kapasitesi, eşsiz centilmenliği ve kendine has asil üslubuyla futbol dünyasına adını “Güzel İnsan” ve “Büyük Kaptan” olarak kazıyan Vedat Okyar’ın o zarif dokunuşlarını da asla unutamayız. Okyar’ın sahadaki o dik duruşu, Beşiktaşlılık ruhunun, asaletin ve zarafetin adeta ete kemiğe bürünmüş haliydi.

Ve yıllar sonra, Sergen Yalçın. 2003 yılında, Beşiktaş’ın 100. yıl şampiyonluk maçında, Galatasaray’a karşı o 90. dakikada attığı efsanevi golü zihninizde canlandırın. Topun ağlarla buluştuğu o saniye, stadyumda zamanın durduğu, on binlerce insanın nefesinin kesildiği o muazzam kırılma noktasıydı. Ercan Taner’in sesinden yankılanan “Sergen attı, şampiyonluk geldi!” haykırışı, hala kulaklarımızda. Koca bir asrın, boğazda düğümlenmiş bir tutkunun tribünlerden dalga dalga taşan o şanlı çığlığı olarak tarihe altın harflerle yazıldı.

Tüm bu efsanelerin yeşil sahada yazdığı tarihi, tribünlerde o eşsiz bestelerle taçlandıran Büyük Beşiktaş Taraftarı. İnönü Stadyumu’nun o desibel rekorları kıran, rakiplerin dizlerinin bağını çözen, sahayı adeta bir futbol mabedine çeviren efsanevi taraftar kültürünü düşünün. Beşiktaş taraftarı olmak, bu eşsiz ve derin tarihin bir parçası olmanın haklı gururunu göğsünde bir madalya gibi taşımaktır. O formadaki siyah ile beyazın birbirine karıştığı her an, bu sevdanın ne kadar büyük olduğunu tüm dünyaya haykırır.

Bu yıl, o şanlı armanın, kalbimizde atan o ritmin, Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün 123. yılı! Nice başarılarla dolu, omuz omuza vereceğimiz şampiyonluklarla taçlanan yıllarımız olsun!

HANDE LEMAN GÜRLER

BEŞİKTAŞ GELİŞİM GRUBU YÜRÜTME KURULU & BEŞİKTAŞ JK GENEL KURUL ÜYESİ (SİCİL NO: 44707)

Leave A Comment